Google

AmbalaJ

Ambalaj hakkında herşey bu blogda.

BASKI

10/9/2008

Baskı Nedir? 
    Baskı; şekil, yazı, grafik ve resimlerin gerçeğine en yakın biçimde, bir yüzey üzerine çoğaltılarak ve hızlı aktarılması olarak tarif edilebilir.
Günümüzde en çok kullanılan baskı yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz ;

    TİPO
    OFSET 
    FLEKSO
    TİFDRUK (ROTOGRAVÜR)
    SERİGRAFİ

    Bu yöntemler içersinde Flekso baskı sisteminde son on yıl içersinde büyük gelişmeler kaydedilmiş, trikromik dialı işler bir Tifdruk ve Ofset kalitesinde basılabilmiş ve bu sistemde kalıp hazırlamanın kolaylığı ve esnekliği nedeniyle birçok kaliteli iş basımında Flekso sistem tercih edilir hale gelmiştir.

    Tifdruk sistem ise kalıp hazırlamanın pahalı bir işlem olmasından dolayı ancak yüksek tonajlı ve kaliteli işler için uygundur.
Bu iki sistemin karşılaştırılması yapılacak olursa ana hatlarıyla şöyle verilebilir;

    Flekso sistemde kullanılan klişenin hassasiyetine bağlı olarak solvent seçimi sınırlıdır. Son yıllarda klişe materyallerinde elde edilen yeni gelişmeler ile kullanılabilen solventler oldukça çeşitlenebilmiştir. Tifdruk sistemde solvent sınırlaması yoktur.

    Flekso sistemde transfer önce Anilox'a oradan kalıba ve materyale olacak şekildedir. Oysa Tifdruk'da direkt olarak klişeden materyale transfer vardır. Bu nedenle mürekkebin hazneden materyale ulaşma zamanı Flekso sistemde daha uzundur. Bu süreç içinde mürekkebin kurumadan transfer olabilmesi için mürekkepler Tifdruk mürekkebe göre daha yavaş kuruyacak şekilde formüle edilir.
 
    Anilox : Flekso sistemde mürekkebi istenilen ölçüde kalıba taşıyan merdanenin ismidir. Son yıllarda dia baskılarının flekso sistemde yapılması sebebiyle çok ince anilox merdaneler devreye girmiştir. Anilox merdaneler 60’lık, 120’lik, 200’lük vs. gibi sayılarla anılır. Rakam büyüdükçe anilox üzerendeki tiflerin sıklığı artar, derinliği azalır. Bu nedenle transfer edilen mürekkep filmi inceldiğinden alınan renk şiddeti azalır. Bu tip ince aniloxlar için daha konsantre mürekkepler hazırlanması gereklidir.
 
    Korona : Baskı yapılacak malzemelerin yüzeyinin baskı yapılabilir hale getirilmesi yüzey geriliminin ayarlanması işlemidir. Genellikle PE, PP, PVC gibi malzemeler için 36-38 dyn/cm korona uygulanır. Koronanın yüksek olması da düşük olmaması kadar sorun yaratır.
 
    Bloklaşma : Baskılı işin sıkı sarım, yüksek bombardıman, iki tarafı koronalı malzemeler ve sıcakta bekletilme gibi nedenlerle baskı yapılmamış yüze transfer etmesi ve yapışması sonucunda oluşan, baskının kötü kokmasına da neden olan bir problem.
 
    Laminasyon : İki veya daha fazla malzemenin birbiriyle yapıştırılması işlemine laminasyon adı verilir. Laminasyonun amacı; ambalajın içine konulan gıda maddelerinin bozulmasına neden olabilecek nem, ışık, gaz geçirgenliklerinin azaltarak istenen korunmanın sağlanması ve tüketiciyi cezbedecek albeniyi elde etmektir.
 
    TRİKROMİK BASKI : Basılacak, yazı, şekil, desen siyah beyaz ise, standart ya da özel bir renk taşıyorsa baskının yapımı kolaydır. Klasik yolla fotoğraflanır. Kalıp oluşturulur. Mürekkep haznesine istenen renk konarak baskı alınır. Ancak, basılacak malzeme bir renkli resim ise, ya da baskı işleminde değişik renkler söz konusu ise Trikromi baskı gündeme gelir.

    Önce orijinal kopya renk ayırım sisteminde analiz edilir. Sarı, magenta ve mavi renklerin analiz sonucunda hangi  bölgelerde ne yoğunlukta bulunduğu saptanır. Bu bilgilerle her rengin ayrı kalıbı oluşur. Bu kalıplar, ayrı baskı ünitelerinde baskı materyali ile temasa geçer. Sıra genellikle önce sarı magenta sonra mavi şeklindedir. Renk ayırımından alınan sonuca göre yoğunluğu farklı tramlar (Noktalar), zemin baskı üzerine tram zemin üzerine zemin baskı şeklinde Trikromi baskı oluşur. Bu esasla harekat ederek en karmaşık renkli zeminler ve sanat eserleri kopyalanabilmektedir. Sadece bu üç renk baskısı ile gri tonlar elde edilemez. Burada seriye siyah ünitesi ilave edilerek sorun çözülür.
  
    BASKI TEKNİKLERİ 
  
    Baskı teknikleri basıldıkları kalıba göre isim alırlar. En yaygın kullanılan baskı teknikleri; Yüksek baskı(Tipografi), Düz baskı(Ofset), Çukur baskı(Tifdruk) ve Elek baskı(Serigrafi) dir.

    1) Yüksek Baskı (Tipografi) : Yüksek baskı sisteminde, kâğıda baskı yapan kalıp yüzeyi, baskı yapmayan "boş" bölümlere oranla daha yüksektir. Yüksek baskı sisteminde, kalıp olarak kullanılabilen el dizgi, makine dizgi, çinko klişe ve fotopolimer klişelerin baskı yapan ve yapmayan kısımları arasındaki yükseklik farkından dolayı sisteme "yüksek baskı sistemi" adı verilmiştir.
     Endirekt Tipo baskı (Letterset)
     Letterset baskı sisteminde kalıp olarak metal veya fotopolimer klişeler kullanıldığı için bu sistemi "yüksek baskı" sistemi olarak kabul etmek gerekir. Bu sistemde klişeden kauçuğa, kauçuktan kâğıda baskı gerçekleştirilir.
     Mikroskopla büyütüldüğünde, bazı harf kenarlarının keskin ve siyah fakat ortaya doğru giderek zayıfladığı görülür. Bu görüntü tram noktalarında mevcut değildir. Noktalar, ofsete oranla daha keskin, net ve tam siyah olmasına rağmen düz tonlar ve zemin baskıları ofsete göre pek muntazam değildir.

    Flekso baskı (Anilin veya Lastik Baskı)
    Flekso baskıda lastik veya cyrel, APR gibi fotopolimer flekso kalıpları ile baskı yapılır.
    Flekso baskıda nokta kenarı ve merkezi arasındaki koyuluk farkları tipo baskıdaki gibidir. Hatta flekso baskıda sıvı mürekkep kullanıldığı için bu fark bazı hallerde tipo baskıdan daha belirgindir.

    Flekso baskı makineleri rotatif olup bobin kâğıt veya plastik folyeler üzerine baskı yaparlar. Kullanılan kalıp yakın zamana kadar sadece lastik olduğundan bu baskıya "Lastik baskı" da denmektedir.

    Flekso baskı makinelerinde boya haznesi içinde dönen verici merdane, boyayı, tramlı merdaneye verir, tramlı merdane, kalıp kazanına aktarır. Kalıp kazanı, baskı kazanı ile temas ederek aradan geçen kâğıt veya folyeye baskı yapar.

    2) Düz Baskı (Ofset) : Suyun mürekkebi itmesi esasına dayalı olarak çalışır. Orijinalden çekilen filmin görüntüsü, ışığa hassas ofset plakasına aktarılarak, kalıp hazırlanır. Kalıp yüzeyindeki basan ve basmayan bölümler aynı yükseklikte olduğu için, bu baskı sistemine "Düz Baskı" denmektedir. Düz baskı makinelerinde 3 kazan mevcuttur : Kalıp Kazanı, Kauçuk Kazanı, Baskı Kazanı.

    Düz baskıda kalıp kazanındaki şekiller, kauçuk kazana geçer ve basılacak kâğıt, kauçuk kazan ile baskı kazanı arasından geçerken baskıyı alır.

    Düz baskıda, kâğıt arkasında forsa izi görülmez. Ofset noktalarının tüm alanı aynı koyuluktadır. Nokta kenarları biraz zayıf ve hafif tırtıllıdır.

    Işık baskı (jelatin baskı)
    Işık baskı, ofset gibi bir düz baskı sistemi olmakla birlikte tram noktalarının olmaması yüzünden hem ofset ve hem de diğer baskı sistemlerinden ayrılır. Açık tonlara lüple bakıldığında küçük boya zerrecikleri görülür, fakat bilenen anlamda tram noktası görülmez. Işık baskı örneği, daha çok bir fotoğrafa benzetilebilir. Boya zerreciklerini üzerinde bulunduran jelatin grenleri 500' lük tram inceliğindedir. Orijinale en yakın baskı kalitesi ışık baskı ile alınır. Fakat bu baskı sisteminde yazı ve çizgi basılmaz.

    3) Çukur Baskı (Tifdruk) : Yüksek baskının tam aksine basılacak kalıp çukurdur. Boya(Mürekkep) çukurlara dolar. Fazla boya rakle ile sıyrılır ve baskı yapılır.
    Çeşitli tifdruk baskı sistemlerinin resim baskı görüntüleri değişiktir. Hepsinin ortak özelliği ise yazıları tırtıllı basmalarıdır. Bunun başlıca nedeni yazılar için tram kullanmak zorunda olmalarıdır. Yazılar için tram kullanılmayan tek tifdruk silindiri elle kazınan silindirlerdir. Yazılar için tram kullanma zorunluluğunun nedeni, çukurlara dolan boyanın nokta sınırlarını teşkil eden çizgiler tarafından tutulması yani boyanın akmasının önlenmesidir.

    Klasik tifdruk
    Çukurların derinliği değişik fakat çapları aynı olan tifdruk baskı sistemidir. Bu sistemde orta tonlar ve açık tonlar lüple tetkik edilirse tipik, aynı büyüklükteki kare noktalar görülür. Aynı büyüklükte olan bütün noktaların tonları, derinlik farkından dolayı boya miktarına göre değişir.

    Koyu tonlarda, kâğıda basılan yoğun miktardaki boya (çok renkli işlerde) çukurların sınır çizgilerini kapattığından, detay kaybı olur. Klasik tifdrukta üç renkte elde edilen resim ton değerlerinin doygunluğu, diğer baskı sistemlerinde ancak 4 renkte elde edilebilir.

    Gravür tifdruk
    Elektronik silindir kazıma makineleri ile hazırlanan silindirlerin baskıda verdiği noktalar özellikle orta ton ve açık tonlarda elips biçimindedir. Nokta kenarları pek net değildir. Bu belirtiler silindirin gravür makinesinde hazırlandığını gösterir.

    Yarı ototipi tifdruk
    Bu baskı sisteminde çukurların çapı da derinliği de değişkendir. Yarı ototipi tifdrukta açık tonlardaki "İğne ucu" tabir edilen noktalar yuvarlaktır. Orta tonlarda ise kare şeklindedir. Fakat karelerin köşeler hafif yuvarlaktır.

    Ototipi tifdruk
    Bu baskı sisteminde çukurların derinliği aynı fakat çapları değişkendir. Klasik ve yarı ototipi tifdruk kadar sık kullanılmaz. Açık ve koyu tonların baskısı pek başarılı olmaz. Çoğunlukla folyelerin üstüne ambalaj baskısında uygulanır.

    4) Elek Baskı (Serigrafi) : Bu sisteme elek baskı denilmesinin sebebi baskı kalıbı olarak sentetik veya ipek bez kullanılmasıdır. Bu bez, iplikleri arasında ince deliklere sahiptir. Elek üstündeki boya, lastik bir rakle ile bastırılarak sıyrıldığı zaman, deliklerinden geçer ve alttaki kâğıda baskı yapar.

    Serigrafide öncelikle elek bir çerçeveye gerilir. Ön ve arka yüzüne özel bir solüsyon sürülür. Kuruduktan sonra, tramlı pozitif film yerleştirilir ve vakum altında pozlandırılır. Pozlanan bölgeler sert, pozlanmayan kısımlar yumuşaktır. Daha sonra tazyikli su ile banyo yapılarak elek yüzeyinden ayrılır. Böylece basması, yani boyanın geçmesi gereken saha boşalmış olur. Elek üzerinde, gerekiyorsa düzeltme yapılır. Sonra sertleştirme banyosundan geçen veya özel lakla kapatılan kalıp baskıya hazır duruma gelir.

    Elek baskıda, kalın bir boya tabakası dikkati çeker. Diğer baskı sistemlerinde 3 mikron kalınlığında olan boya tabakası elek baskıda ortalama 20 - 30 mikron kalınlıktadır. Serigrafi ile kâğıdın dışında mukavva, cam, tahta, fiberglas gibi malzemelere, ayrıca 3 boyutlu hemen her cins materyale baskı yapılabilir.

    DİĞER BASKI SİSTEMLERİ  

    Kumaş baskısı
    Tekstil sanayiinde, kumaş baskısı için imal edilen özel baskı makineleri vardır. Kumaşların baskısı için başlıca iki sistem uygulanır :
a) Serigrafi kumaş baskısı : Basılan renk sayısı kadar kalıp hazırlanıp makinenin kalıp ünitelerine peş peşe bağlanır. Bobin halindeki kumaş belli bir hızda hareket eder. Baskı anında kumaş bobini bir an durur. Elekler kumaş üzerine iner. Rakle, boyayı elek boyunca çeker. Elekler kumaş üzerine iner. Elekler yukarı kalkar ve kumaş bir serigrafi kalıbının eni kadar ilerler ve tekrar baskı yapılır. Baskıdan sonra kumaş kurutma tünelinden geçerken kurur.
b) Tifdruk kumaş baskısı : Tifdruk kumaş baskısında kalıp olarak üzeri bakır kaplı çelik silindirler kullanılır. Baskı için, bobin kumaş basan özel tekstil tifdruk makineleri kullanılır. Kumaşa basılan desenlerin önce raportları hazırlanır. Raport, bir deseni meydana getiren ve devamlı tekrarlanan parçalardır. Bu parçalar bir kez hazırlandıktan sonra çoğaltılır ve birbirleriyle monte edilir. Bu montajdan tifdruk silindiri hazırlanır. Desen, silindirde sonsuz yani başlangıç ve bitiş noktaları belirsiz olarak yer alır.      

    Teneke baskı
    Teneke baskı makinesi, tabaka ofset makinesine benzer prensipte çalışır. Tenekeler tabaka olarak makineye verilir. Asıl baskıdan önce çoğunlukla beyaz boya ile "astar baskısı" yapılır. Kullanılan boyanın ısıya ve ışığa dayanıklı olması, kolay kuruması, suya, yağlara dayanıklı ve örtücü nitelikte olması gerekir.
Baskı için kullanılan tenekeler ise temiz ve pürüzsüz olmalıdır. Baskıdan sonra, baskı makinesinin sonundaki uzun kurutma tünelinden geçen tenekeler, kuruyarak istife gider. 

    Yaldız baskı
    Az tirajlı işler için toz yaldız baskısı yapılır. Gümüş için beyaz, altın yaldız için ise sarı yaldız kullanılır. Kâğıt önce verniklenir. Vernik kurumadan önce, toz yaldız pamuk veya tampon ile fazla bastırmadan sürülür. Sonra kâğıtlar kurumaya bırakılır.
Toz yaldızdan başka sıvı yaldız ile de, ofsette yaldız baskı yapılabilir. Bu baskı için özel yaldız boyası, özel yaldız kalıbı gereklidir. Ancak bu baskı ile sağlanan parlaklık toz veya "varak" yaldızın yerini tutmaz.
Varak yaldız baskısı tipo sistemi ile uygulanır. Baskı özel yaldız makinesinde yapılır ve yaldız, bobin şeklindeki selofan üzerindedir. Belirli bir sıcaklık altında kâğıda pres edilerek geçirilir. kumaş bir serigrafi kalıbının eni kadar ilerler ve tekrar baskı yapılır. Baskıdan sonra kumaş kurutma tünelinden geçerken kurur.

MÜY Donanımı (Çevre Birimleri)
Bilgisayar : Verilerin üstünde işlem yaparak bunları okunabilir ve görüntülenebilir hale getiren teknolojik makineler.
Bilgisayardan Baskıya Sistemleri : Bu sistemde bilgisayarda hazırlanan bir iş, direk olarak kalıba pozlanır ve arkasından baskıyı gerçekleştiren bir sistemdir. Bunun kolaylığı montaj ve kalıphane probleminin kaldırmaktır.
CCD: (Charged Coupler Device - Yüklü Kuplaj Aygıtı) CCD, tarayıcılar ve dijital kameralar gibi cihazlarda ışığı ölçmek için kullanılan elektronik bir aygıttır.
Digital Fotoğraf Makinesi (giriş ünitesi) : Resimleri kendi bünyesinde direk sayısallaştırabilen ve bu görüntüleri bilgisayar ortamına aktarabilen fotoğraf makinesi çeşidi.Bu sistemde fotoğraf filmi ve film banyo işlemleri yoktur. Görüntüler doğrudan fotoğraf makinesinin hard diskine ya da hafıza kartına yazımlanır. Burlardaki görüntüler kişisel bilgisayarlarda yeniden düzenlenip baskıya hazırlanabilir.
Harici kayıt birimi (SCSI, cd-w - çıkış ve giriş ünitesi): Sabit disk gibi bilgileri hafızasında tutabilen fakat sabit olmayıp taşınabilen ve başka bir bilgisayara bağlanabilerek bilgi aktarmada yardımcı olan araçlardır. SCSI (skazi) taşınabilen bir harddisk formunda iken, CD-Writer, bilgileri compact diske (CD) yazarak, kopyalanmasını ve taşınabilerek diger bilgisayar ortamlarına aktarılmasını sağlar.
Klavye (girdi ünitesi): Bilgisiyarda, daktilo gibi yazı yazıp, resimler üzerinde ve veriler üzerinde değişiklik yapmanıza olanak tanıyan bir donanım parçası
Modem (çıkış ve giriş ünitesi) : Bilgisayarın Internet gibi iletişim ağlarına bağlanarak diğer kişisel bilgisayarlara veri göndermesini veya onlardan veri almasını sağlayan; bilgisayarın sayısal sinyallerini telefon sinyaline, telefon sinyallerini de sayısal sinyallere çeviren aygıt.
Monitör (çıktı ünitesi): Bilgisayardaki verileri görüntelemeye yarayan araç.
Mouse (fare - girdi ünitesi): Bilgisayar yazılımlarında seçme, kopyalama, kesme, çizme…vb. gibi işlemleri yapan, bigisayarın ünitesi. Kalem mouse; bir nevi tarayıcı gibi işlem yapan, daha önceden çizilmiş nesnenin üstünden geçerek çizime yardımcı olan yada elle serbest çizim yaparak görüntü oluşturmaya yarayan cihaz.
Printer (yazıcı - çıktı ünitesi) : Bilgisayar ortamında üretilen yazılı ve görsel materyallerin kağıt üzerine aktarılmasını sağlayan digital aygıt. Masaüstü yayıncılık donanımının en temel üyelerinden birisi. Renkli ve siyah beyaz, nokta esaslı, mürekkep püstürtmeli ve laser sistemiyle çalışan çeşitleri vardır.
Scanner (girdi ünitesi) : Yazı, saydam veya opak fotoğraf, resim, illüstrasyon gibi görüntüleri, 0 ve 1 kodları ile sayısallaştırarak bilgisayar ortamına aktaran parça.El tarayıcıları, masaüstü tarayıcılar, flatbed trayıcılar ve tamburlu tarayıcılar gibi çeşitleri vardır. Tamburlu tarayıcılar ve flatbed tarayıcılar, reprodüksiyon atölyelerinde daha detaylı ve kaliteli tarama yapan cihazlardır. Diğerleri ise amatör tarama işlemlerinde kullanılırlar.
Masaüstü Yayıncılık: Kitap, dergi, gazete, broşür gibi yayınları kişisel bilgisayarlarda özel yazılımlar kullanarak hazırlama yöntemi
MÜY Yazılımları
a) Nokta esaslı (bitmapped) : Yumuşak ve resimsel efektler için idealdirler. Bu programda oluşturulan görüntüler pixel noktacıklarından oluşur. Nokta esaslı tasarım programları şöyle sıralanabilir: Adobe Photoshop, Fractal Design Painter, Fractal Design Color Studio, Aldus SuperPaint.
b) Nesne esaslı (objectoriented) : Vektörel tabanlı programlar olarak da anılan bu yazılımlarda geometrik çizim, simge, logo ve diğer tipografik uygulamalar için gereken düzgün ve keskin kenarlı görüntüler üretilir. Bu programlar bütün imgeleri nokta yerine, çizgi ya da vektörler halinde depolar. Bu programlar arasında en yaygınları; Aldus Freehand, Typestyler, Fontographer…
c) Sayısal işlem : Sayısal hesaplamaları yapabildiğimiz, tablolar oluşturabildiğimiz yazılımlar. Bunlara Exell, Access…gibi örnekleri verebiliriz.
d) Kelime işlem : Genellikle tez, rapor, resimsiz kitaplar gibi metin ağırlıklı sayfa düzenleme çalışmalarında kullanılan yazılımlardır. Örnek olarak Word, Write, Notepad…
e) Sayfa mizanpaj: Dergi ve gazete gibi materyallerin sayfalarının tasarımında kullanılan programlardır. Bunlara örnek QuarkXpress, Pagemaker, Corelldraw , Indesign
f) Sistem Yazılımları: Masaüstü yayıncılık ile ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılacak yazılım ve donanımın etkin çalışmasını sağlayan yazılımlar. MACOS, WINDOWS gibi
g) Donanım Yazılımları: Bunlar bilgisayarın donanımlarının sistemde çalışabilmesi için, sisteme tanıtılması ve kendi bünyesinde donanımın özelliklerini kullanabilmek için tasarlanmış yazılımları içerir. Örneğin yazıcınızı bilgisayarınıza bağlamanız yetmez, yazıcı bilgisini içeren bir programı da sisteminize yüklemeniz gerekir.
Genel MÜY Kavramları
Adobe Systems: Postscript dili, Adobe Illustrator, Adobe Photoshop, Adobe acrobat gibi geniş bir yazıtipi yelpazesi ile profesyonel grafik sanatçıları ve iletişimcileri için tasarlanan diğer araçların yazılmasından sorumlu şirketin adı.
Anti-aliasing: Pikselleri karıştırma yoluyla verilen yumuşatma etkisi
Baskı provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemi. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kağıt, mürekkep setleri ve görüntüleri ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Digital prova sistemleri gelişmiş MÜY donanımının bir unsuru olarak ele alınabilir.
Bellek renkleri: Doğada kolayca bulunan renkler; ten rengi tonları, mavi (gökyüzü) ve yeşil (bitkiler) gibi. Bu renklere referans renkler de denir.
Bezier eğrileri: Dört kontrol noktası kullanarak matematiksel olarak tanımlanan eğri. Photoshop’taki pen araç bezier eğrileri yaratır.
Birleşik: Birleşik bir görüntü, içindeki tüm renk elemanlarını aynı anda gösterir. Adobe Photoshop’ta çalışırken kanalları ayrı ayrı gösterebileceğiniz gibi, hepsini birden de gösterebilirsiniz.
CEPS: (Color Electronic Publishing System - Renkli Elektronik Yayın Sistemi) Genellikle, Scitex, Linotype/Hell, Crosfield ve diğerlerinin sunduğu özel görüntü düzeltme veya rötuşlama sistemlerini anlatmak için kullanılır.
Cromalin™: Bir renk provası yaratmak için bir yöntem. Bu yöntem, sonradan lakelenerek yüksek kaliteli renk provası yaratan CMYK katmanlı hafif renk farkları kullanır.
Clip Art: Tasarımcıların kesip çıkartmaları ve tasarımlarına yapıştırmaları için kağıda basılmış resimlemeler. Masa-üstü yayıncılıkta, clip art bir disketten kopyalanabilen ve diğerine yapıştırılabilen, kaydedilebilen elektronik resimlerdir.
Çözünürlük: Bir görüntünün piksellerle ölçülen eni ve boyudur. Buna bağlı olarak yüksek çözünürlüklü görüntü denildiğinde çözünürlüğü, çoğaltılacağı çizgili ekranın en az iki katı olan görüntü anlaşılır.. Örneğin 150 çizgilik bir ekrana basılan 300-dpi görüntü yüksek çözünürlüklüdür. Çözünürlüğü belirlemede kullanılan ölçütler dpi, lpi ve pikseldir.
DCS: (Desktop color seperation) Masaüstü renk ayrımı
Descreening: Operatörün, varolan yarımton noktalarını yok ettiği bir işlem.Basılı malzemeden bir nesne taradığınızda descreening oluşur.
Dinamik Aralık: Belli bir görüntüde bulunan en düşük ve en yüksek yoğunlukları arasındaki fark. Bu terim aynı zamanda bir tarayıcının veya dijital kameranın duyarlılığını anlatmak için de kullanılır.
Dpi: Bir inç’teki tarama sayısıdır. Bir inç’teki tarama sayısı arttıkça görüntü daha detaylı taranır ve kaliteside artar.
Filtre: Daha büyük bir uygulamanın içinde bulunan, görüntüleri değiştirmek için kullanılabilen küçük bir uygulama. Photoshop’ta, bir görüntünün görünüşünü keskinleştirmek, bozmak veya başka bir şekilde değiştirmek için birçok değişik filtre kullanabilirsiniz.
Fraktal: Matematikçilerin bilgisayarlarda, matematiksel formüllere dayanarak yarattığı desenlere verilen ad.
Frekans: Bir yarımtonda inch başına düşen nokta sayısı. Frekans ne kadar yüksek olursa, yarımton noktası o kadar iyi (küçük) olur.
GATF: Pittsburgh’da bulunan The Graphic Arts Technical Foundation (Grafik Sanatları Teknik Kurumu). GATF, kar amacı gütmeyen, grafik endüstrisi için test imkanları ve standartlar sunan bir organizasyondur.
GCR: (Gray Component Replacement - Gri Bileşen Değişimi) Turkuaz, mor ve sarı tarafından oluşturulan gri tonlarının aynı miktar siyahla değiştirildiği bir işlem.
Genel Renk Düzeltmesi: Seçilmiş bir bölge yerine tüm görüntüyü etkileyen bir renk ayarı.
Gölgeler: Bir görüntünün, ayrıntı taşıyan karanlık bölgeleri.
Grayscale: Gri rengi oluşturan turkuaz, mor ve sarı miktarları.
İkili Ton (Duoton) : Farklı mürekkep renklerinden iki yarımtonu, herbiri belli bir ekran açısıyla olmak üzere üstüste koyarak yaratılan bir görüntü.
Jaggies: Genellikle yüksek kontrastlı eserlerde, yazıda veya illüstrasyonlarda bulunan sivri kenarlar.
Kopya Çıkartmak: Tek veya birçok pikselin çoğaltılması. Adobe Photoshop’ta kopya çıkartma işlemlerini Rubber Stamp aracı yapar.
Lpi: (Lines Per Incah) İnç başına düşen satır sayısına masaüstü yayıncılıkta verilen isim. Bir lazer yazıcıdan basılacak olan fotoğraflar 75 lpi’ya kadar çıkabilmektedir. Gerçekten kaliteli ise Lpi değeri 500′e kadar çıkabilmektedir.
Madde imi sembolu: Listelerde asterisk yerine kullanılan sembol.
Piksel(Nokta): Tek bir resim elemanı. Ekranda ya da sürekli tonlu bir görüntüde birtek nokta, bilgisayar monitörünün görüntüleyebileceği en küçük nokta.
Densitometre: Bir sayfa üzerindeki mürekkebin yoğunluğunu veya bir görüntünün belirli bir bölgesinin yoğunluk değerlerini ölçmek için tasarlanmış bir alet.
High-key görüntü: Çok işleme maruz kalmış, soluk bir görüntü veya tarama işlemi sırasında detayları kaybolmuş bir görüntü.
HSL: (Hue, Saturation and lightness - Renk, doyma ve aydınlık) Doyma rengin derecesini ve tonunu; aydınlık ise o renkte ne kadar beyaz olduğunu gösterir.
İthal Etmek: Bir MÜY yazılımında üretilen bir görüntüyü, farklı bir uygulamada okumak. Mesela Freehand programında üretilen bir görüntüyü uygun formatta kaydedip Photoshop programında okutabilmek.
Katman: Nesnelerin, görüntünün bütününü etkilemeden, ayrı düzlemler üzerine yerleştirilip düzeltilebilmesine imkan veren bir yöntem.
Kesmek: Bir görüntünün ya da yazının seçilmiş bir kısmının çıkartıp panoya kopyalamak.
Kontrast: Bir görüntünün en parlak ve en karanlık alanları arasındaki ilişki.
Lüminans: Bir tonun, rengine veya doymasına bakmaksızın, parlaklık veya aydınlığının bir ölçüsü.
Madde imleri: Listelerdeki maddeleri sunmak amacıyla kullanılan tasarımsal semboller.
Maske: Bir nesnenin bir kısmını korumak veya yerinden çıkarmak için yaratılan başka bir nesne. Maskeyi bir şablon gibi de düşünebilirsiniz.
Nokta kazancı: Bir yarımton noktasının, görüntünün üzerine basıldığı kağıdın mürekkep soğutması nedeniyle genişlemesi. Gazete baskısının nokta kazancı çarpanı büyüktür, buna karşın yaldızlı kağıtların nokta kazancı çarpanları küçüktür.
Nokta Şekli: Bir yarım ton noktasının şekli (yuvarlak, kare, baklava vb.) Adobe Photoshop, herbiri basılmış görüntünün üzerinde farklı etkilere sahip olan birçok nokta şekli obsiyonu sunmaktadır.
Nokta: Tek bir yarımton elemanı.
Opak: Tüm ışığı tutan bir ton (yüzde 100 siyah). Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen.
Ön İzleme: Bir dökümanın yazıcıdan nasıl çıkacağını ya da ayarlanmış kağıt tipinde nasıl gözükeceğini gösteren yazılım fonksiyonu.
Parlaklık: Baskı terimi olarak parlaklık, kağıdın yansıtma özelliğini anlatır. Adobe Photoshop’ta ise her bir pikseldeki ışık miktarının bir ölçüsüdür.
Pano: Belleğin sıralı geçici depolama için kullanılan alanı. Panoya herbilgi kopyalanışında bir önceki kopyalanan silinir.
Pikselleştirme: Pikselleri ayrı ayrı görünür kılmak amacıyla, görüntünün çözünürlüğünü azaltarak sağlanan özel efekt.
Renk Ayrımı: Bir görüntüyü, baskıda çoğaltmak üzere dört işlem mürekkep renklerine çevirme işlemi.
Rötuşlama: Dijital bir görüntünün, piksel değerlerini ayarlamak için tasarlanmış araçlarla değiştirilmesi.
RSI: Tekrarlamalı zorlanma sakatlığı. Doktorlar RSI denen bir rahatsızlığın hergün klavye ve fare ile çalışmaktan kaynaklanabileceğini düşünüyor. Bu hastalık en çok bilekleri, parmakları ve kolu etkiliyor.
Saydamlık: Işığın yüzeyinden geçmesine izin veren bir malzeme üzerindeki bir görüntü; bir görüntünün altındaki görüntüleri gösterebilme yeteneği.
Screening açısı: Yarımton noktalarının bir sayfanın üzerine yerleştirildikleri açı. Geleneksel renk ayrımlarında, dört ekran (CMYK) 30 derece arayla yerleştirilir. Değişiklik gizleme açıları yazılımla gerçekleştirilebilir.
Screening: Sürekli tonlu bir görüntünün, geleneksel matbaa makinalarında çoğaltmak üzere yarımton noktalara dönüştürüldüğü işlem.
Sürekli ton: Yarımton noktaların ayrılması ve dönüştürülmesinden önceki dijital görüntü.
Substrat: Bir görüntünün üzerine basıldığı veya tasarlandığı malzeme, baskı altı malzemesi
Swop: GATF tarafından belirlenen, renklerin standart opak kağıtta nasıl çıktı vereceklerini tanımlayan bir standartlar kümesi. SWOP’un gazete kağıtları, gloss ve kaplanmamış kağıtlar için standartları vardır. SWOP mürekkepleri ise, o substrat üzerindeki çoğaltmalar için belirlenmiş standartlara uyar.
Şablon: Bitirilmeye hazır bir dökümanın bütün özelliklerini içeren salt okunur bir dosya. Şablonlar genelde yayınlarda isim plakaları ve adres bölgeleri gibi değişmeyen parçaları, sütun yapısı ve sayfa düzeni gibi özellikleri içerir. Şablonlar, MÜY uygulamalarında zamandan tasarruf edilmesini sağlarlar.
Taramak: Opak ya da saydam orijinalleri, tasarımlarda kullanılabilecek sayısal dosyalara dönüştürme işlemi. Tarama işlemi amacına göre, masaüstü ya da tamburlu tarayıcılarda gerçekleştirelibilir.
Ton aralığı: Verilen bir görüntüde siyahla beyaz arasındaki ton sayısı.
Ton: Parlaklığın veya aydınlığın bir ölçüsü.
Trapping: Üstüste binmiş veya bitişik görüntülere, baskı işlemi sırasında substratta oluşan ufak kaymaları telafi etmek için yapılan ayarlar.
Type 1: Adobe’un profesyonel tasarımcılar tarafından evrensel olarak kabul edilmiş yazı tipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder.
TrueType: Apple ve Microsoft tarafından üretilip tasarımcılarca evrensel olarak kabul edilmiş yazıtipi düzeni. Gelişmiş hizmet büroları daha çok bu yazıtipini tercih eder.
UCR (undercolor removal - alt renklerin çıkartılması) : İstenen gri tonunu yakalamak için yeterli siyah değerlerin bulunduğu bölgelerden değişik miktarlarda turkuaz, mor ve sarının çıkartılması.
Varsayılan Değer: Adobe Photoshop’ta araçlar, paketler ve diğer dosya tercihleri için ilk ayarlar. Prefences komutunu kullanarak varsayılan değerler değiştirilebilir.
Vektör Görüntü: İçindeki nesnelerin piksellerle değil, matematiksel olarak tanımlı oldukları görüntü.
Yarımton: Sürekli tonlu bir görüntüyü çeşitli büyüklüklerdeki bir dizi noktaya çevirme yoluyla oluşturulan bir görüntü.
Yoğunluk: Bir nesnenin , ışığı yansıtma veya soğutma yeteneğiyle ölçülen koyuluğu.
Yuvarlama Maskesi: Nesnelerin kenarlarında ‘haleler’ yaratarak görüntüyü keskinleştiren bir filtre. İnsan gözü, renkteki küçük değişimleri farkedecek kadar duyarlı değildir; bu işlem bu değişimleri daha görünür kılmak amacıyla arttırır.
MÜY de Kullanılan Format Çeşitleri:
TIFF: (Tagged Image File Format - Etiketlenmiş Görüntü Dosya Formatı) Aldus Corporation tarafından bit-eşlemli görüntüleri depolamak için yaratılan bir dosya formatı.
PDF: Adobe Acrobat’ın Portable Document Format’ına (taşınabilir doküman formatı) göre düzenlenmiş dosya türleri. Bu dosyaların bütün biçim özellikleri dosyaya kaydedildiği için platformlar arası taşımada sorun olmaz.
PICT: Birçok program tarafından kullanılan bir dosya formatı.Pekçok multimedya uygulaması, ekranda grafik göstermek için PICT formatını kullanır.
JPEG: Joint Picture Experts Group tarafından yaratılmış, dosyalının orijinal boyutunu küçülten bir sıkıştırma metodu.
EPS: (Encapsulated Postscript) Grafik ve görüntü dosyalarını depolamak için Adobe systemi tarafından geliştirilen EPSF de denilen bir dosya biçemi standardı.)
MÜY’ de Renkle İlgili Kavramlar
24-bit renk: Her renk kanalı (kırmızı, yeşil, mavi) için 256 renk tonu sunan renk modeli
32-bit renk: Her renk kanalı (kırmızı, yeşil ve mavi) için 256 renk tonu ile birlikte 256 tonlu bir de maskeleme kanalı sunan renk modeli
8-bit renk: 256 (renkli bir monitörde gösterilen minimum renk sayısı) renkli bir palet sunan renk modeli
Aratonlar: Siyah ve beyazın yaklaşık tam ortasında bulunan ton değerleri.
Aydınlık: Bir rengin veya tonun parlaklığının bir ölçüsü
Çıkarmalı Renkler : (CMYK - cyan, magenta, yellow, kontrast- siyah) Turkuaz, mor, sarı ve siyah baskı renklerinden oluşan renklerdir. Çıkartmalıdan kastedilen bu renkler belli % de oranları ile birleşince diger renkleri oluşturuyor olmalarıdır. Bunlarla yapılan baskı işlemi dört renk işlemi olarak bilinir ve bir matbaa makinasında renkli görüntüleri çoğaltmanın en çok kullanılan yoludur.
Degrade: Bir renkten veya doymadan diğerine harmanlama, geçiş
Doyma: Bir rengin şiddetinin ölçüsü. Örneğin pembe kırmızıdan, gökyüzü mavisi de lacivertten daha az doymuştur.
Monokrom (Tek renk) : Genellikle siyah beyaz bir monitörü belirtir, ama siyah beyaz bir görüntü için de kullanılabilir.
Nötrler: Belirgin bir renkleri olmayan gri tonları.
Pantone: Belirli renkleri tutturmak için kullanılan ticari bir renk uyumlaştırma ve mürekkep karıştırma sistemi. MÜY yazılımları pantone sistemini desteklerler.
PMS: (Pantone Matching System) Tasarımcıların renkleri numaralarla ifade etmesini sağlayan sistem.
Renk tekerleği: Değişik renkleri ve bu renklerin birbirileriyle olan ilişkilerini gösteren pasta dilimi grafiklerine benzeyen şema. Çoğu zaman renk tekerleği on renge indirgenmiştir: Başta kırmızı olmak üzere turuncu,sarı, açık yeşil, koyu yeşil, turkuaz, mavi, koyu mor
Renk uzayı: Renkli bir görüntünün tanımlanma ve depolanma biçimi. Renk uzayına örnek olarak RGB, CMYK ve Kodak YCC gösterilebilir.
RGB: (Red, Green, Blue) Renkli bir monitörde görüntünün gösterilmesi için kullanılan üç ana renk.
Spot Renk: (Özel Renk) CMYK sisteminin dışında özel olarak kullanılan mürekkep rengi. Örneğin: Pantone serisinden bir renk.
Toplamsal Renkler : (RGB - red, green, blue) Kırmızı, yeşil ve mavi ışığı anlatan bir kavram. Kırmızı, yeşil ve mavi ışık değişik yüzdelerde karıştırılınca, görünebilir renk yelpazesi oluşur. Bu renklerin herbiri %100 kullanılınca beyaz ışık meydana gelir. Monitörlerde kullanılan renklerdir.
Yerel Renk Düzeltmesi: Görüntünün tamamı yerine, sadece seçilen bir kısmına yapılan ayarlama.

Bayt: Sekiz bitlik seriler halinde saklanan bilgisayar veri parçalarına denir.

Bellek: Sonra okunmak üzere bilgi saklanabilen bilgisayar donanım ögesidir.
Bit: 0 ve 1 den oluşan ikili sayı sistemidir. Bilgisayarda yapılan bütün işlemler, yazılar, resimler…vb. 0 ve 1 lerden oluşan kombinasyonlar ile gerçekleşir.
CD: Compact disc’in kısaltması. Bilgisayarda üretilen tasarımların saklandığı bir harici yedekleme ünitesi.
CPU: (Central Processing Unit - Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarda yapılan bütün işlemler CPU da yapılır, bir nevi bilgisayarın beyni diyebiliriz.
Desktop: Masaüstü bilgisayar
Disk sürücüsü: Disk üzerindeki bilgileri okuyan diske bilgileri yazan ve diskin takıldığı aygıt.
Disk: Bilginin küçük manyetik noktacıklar halinde kaydedildiği düz ve yuvarlak manyetik yüzey.
Dosya Biçemi (Formatı) : Görüntülerin depolanma yöntemi (EPS, JPEG, TIFF…)
ENIAC: (Electronic Numerical Integrator Analyzer and Computer - Elektronik Sayısal İntegral Makinesi ve Bilgisayar) Dünyanın ilk ve en ünlü hesap makinelerinden biridir.
Gigabyte: Bilgisayarla ilgili kapasite ölçü birimlerden biri. Bin megabayt.
Hardware: Bilgisayarın mekanik kısmıdır. Monitör, harddisk içindeki tüm elektronik aygıtlar ve devreler gibi.
Image Setter: Bilgisayar görüntülerinden çıktı alırken çok yüksek çözünürlüklere ulaşabilen çıktı aygıtı.
LAN: Yerel alan ağları, küçük bir alan içindeki (örneğin bir binadaki) bilgisayarlar birbirine bağlanabilir.
Laptop: (Notebook) Dizüstü bilgisayar, taşınabilir özellikte olup bir desktop’ta bulunacak bütün özellikleri taşıyabilir.
LCD: Sıvı kristal gösterge. Bilgisayar ekranlarında kullanılan LCD teknolojisi, monitörlerin daha ince hale gelmesini sağlamaktadır.
MIPS: (Million Instruction Per Second - Saniyede milyon komut) Bilgisayarın bilgiyi işlediği hızı ölçmek için kullanılan terim
Palmtop: Avuçiçi bilgisiyar.
Ram: (Random Accses Memory - Rasgele Erişimli Bellek) Bilgisayar açık olduğu sürece veri ve komutları saklar, geçici bir bellektir, bilgisayar kapandığında içindeki tüm veriler kaybolur.
Rom: (Read Only Memory - Salt Okunur Bellek) Bilgisayarın nasıl çalışacağını söyleyen programların kaydını tutar. Bilgisayar açıldığında ROM’daki komutlar CPU’ya neler yapması gerektiğini söyler. Sadece okunabilir bellektir, komutlar değiştirilemez ve bilgisayar kapandığında silinmezler.
Sabit disk: Sürekli kapalı bir sürücü ya da kartuş bölmesi içindeki metal disk. Sabit diskler büyük çapta bilgi taşırlar.
Sığa: Belleğe ya da bir diske kaydedilebilecek veri miktarı.
Sıkıştırma: Bir dosyanın daha küçük bir dosya oluşturmak için yoğunlaştırıldığı veya renk verisi saklamak amacıyla belli piksellerin ihmal edildiği yöntem.
Software: Bilgisayarın görevini yerine getirebilmesi için ona verilen tüm bilgiler ve komut listeleri. Yani programlar. Bir bilgisayar sistemi hardware ve software’den oluşur. Software olmazsa, hardware tek başına çalışamaz.
Veri Yolu: CPU ile bellek arasında ya da CPU ile girdi/çıktı aygıtı arasında veri taşır.
Virüs: Verilere zarar vermek ya da yok etmek amacıyla yazılmış olan programlar. Bir bilgisayardan diğerine ağlar ya da disketler aracılığıyla geçebilir.
WAN: Geniş alan ağları, çok geniş bir alandaki bilgisayarlar birbirine bağlanabilir (ATM ler-bankomat)
Yazdırma kuyruklayıcısı: Bilgisayar genellikle verileri yazıcının basabileceğinden daha hızlı işler. Bu durum, yazıcının kendisine yetişmesini beklemesi yüzünden, bilgisayarın diğer işlerini yapmakta geri kalacağı anlamına gelir. Yazdırma kuyruklayıcısı, yazıcıya veri gönderilirken veriyi tutar, böylece bilgisayar başka işler de yapabilir.

Özel Arama